Zarflar (adverb), fiilleri niteleyen kelimelerdir. Peki bu
ne demektir?
Bir iş yapılır.
Ahmet ran =Ahmet
koştu.
Ama birçok zaman bu işin nasıl yapıldığı da önemlidir.
Ahmet ran slowly.
=Ahmet yavaş koştu.
İşte bu yapılış şeklini anlatan kelime (slowly=yavaş)
zarftır.
She sings beautifully
=Güzel şarkı söyler (dikkat edin, burada güzel olan şarkı değil onun söylenmesidir.)
You must drive carefully
=Dikkatli sürmelisin
Sıfatlar ve zarflar birbirine çok benzer. Şeklen de
benzerler görev olarak da benzerler. Dilimizde birçok zaman sıfat ve zarf aynı
kelimedir.
Şu adam yavaş yürüyor,Cümlesindeki “yavaş” kelimesi zarf, Çokyavaş bir araba cümlesindeki “yavaş” sıfattır. Her ikisi de bir
niteleme yapmaktadır. Ama biri (zarf) fiilleri niteler, onların özelliğini ve
nasıl yapıldığını anlatırken diğeri (sıfat) isimleri niteler ve onların
özelliklerini belirtir.
Aynı benzerlik İngiliz dilinde de mevcuttur.
That man is walking slowly
= Şu adam yavaş yürüyor
That is a slow
car. = Çok yavaş bir araba
Ancak burada zarf olan kelimenin –ly eki almış olduğuna
dikkat ediniz.
Evet, İngilizce’de zarflar sıfatlardan türer. En basit
anlatımıyla, yukarıdaki örnekte olduğu gibi sıfata bir –ly ekleriz ve bir
zarfımız olur.
|
SIFAT |
ZARF |
|
Beautiful |
Beautifully |
|
Soft |
Softly |
|
Loud |
Loudly |
Ancak her zaman olduğu gibi yine istisnalarımız var.
He works hard
=Çok (sıkı) çalışır
She drives very fast.=
Hızlı araba sürer. (arabayı hızlı sürer)
Ayten spoke well.
=Ayten iyi konuştu.
As usual, Kazım
arrived late =Her zamanki gibi Kazım geç geldi.
I always get up early
=Hep erken kalkarım.
Bunu tablolaştırmak gerekirse;
|
SIFAT |
ZARF |
|
Hard |
Hard |
|
Fast |
Fast |
|
Good |
Well |
|
Late |
Late |
|
Early |
Early |
Bazı fiiller de –biz öyle beklesek de- zarfla değil sıfatla
kullanılırlar. Bunlar duyu fiilleridir (verbs of sense), duyuları ifade
ediyorlarsa zarf almazlar.
Look (görünmek) : You
look beautiful today. (=bugün güzel görünüyorsun)
Feel (dokunarak
hissetmek): Your hands feel warm (=ellerin sıcak (dokununca sıcak hissi
veriyor)
Smell (kokmak; koklamak
değil) : These flowers smell wonderful (=bu çiçekler harika kokuyor)
Taste (tatmak; tadına
bakmak değil) : Mother’s meals always taste delicious (=annemin yemekleri her
zaman lezzetlidir (yani lezzet hissi
verir)
Sound (kulağa hoş/kötü
gelmek): Your suggestion sounds good (=önerin kulağa hoş geliyor)
MicrosoftInternetExplorer4
İki veya daha fazla işin yapılışını karşılaştırırken
kullanılır.
You are walking slowly
but I am walking more slowly (=sen yavaş yürüyorsun ama ben daha yavaş
yürüyorum)
Görüldüğü gibi zarfın başına “more” getirmek yeterli oluyor.
Sıfatlarda olduğu gibi uzunluk kısalık ayrımı yok. Tüm zarfların karşılaştırma
hali, zarfın başına “more” getirilerek yapılır.
“en” (superlative) anlamı katmak için de “most” kullanırız.
|
SIFAT |
ZARF |
KARŞ. ZARFI |
“EN” (superlative) |
|
Slow |
Slowly |
More slowly |
Most slowly |
|
Careful |
Carefully |
More carefully |
Most carefully |
|
Soft |
Softly |
More softly |
Most softly |
|
Quick |
Quickly |
More quickly |
Most quickly |
Elbette ki istisnalar burada da peşimizi bırakmıyor.
|
SIFAT |
ZARF |
KARŞ. ZARFI |
“EN” (superlative) |
|
Hard |
Hard |
Harder |
Hardest |
|
Fast |
Fast |
Faster |
Fastest |
|
Good |
Well |
Better |
Best |
|
Late |
Late |
Later |
Latest |
|
Early |
Early |
Earlier |
Earliest |
|
Bad |
Badly |
Worse |
Worst |
Mehmet speaks badly.
Kazım speaks worse. Cemil speaks the worst.
Mercedes goes fast.
BMW goes faster. Ferrari goes the fastest.
Hamit drives well.
Kamil drives better. I drive the best.
as……as
Mahmut drives as carefully
as Cemal =Mahmut da Cemal kadar dikkatli araba sürer.
Örnekte görüldüğü gibi as…..asifadesinin ortasına istediğimiz zarfı koyarak iki işin yapılışını
karşılaştırabiliriz.
She speaks English as
fluently as an Englishman. =İngilizce’yi bir İngiliz kadar akıcı konuşur.
Less ve least kelimeleri sıfatlarda olduğu gibi
zarflarda da “daha az” ve “en az” anlamı katmak için kullanılırlar. Burada da
zarfın uzun veya kısa olması fark etmez.
You drive less
carefully than I do. =Sen benden daha az dikkatli sürüyorsun.
She does the work the
least quickly =O işini en az hızlı (yani en yavaş) yapar.

