Sıfatlar (Adjectives)

Posted by admin on Nis 28, 2013 | Leave a Comment

İngilizce Sözlüğe Girmek İçin Tıklayın.

Sıfatlar (Adjectives)
Türleri ve isimle uyum
A Belli başlı sıfat türleri şunlardrr :
ı. Nitelik sıfatları: square (kare biçiminde); good (iyi); golden (altın:
altından yapılmış); fat (şişman); heavy (ağır): dry (kuru); clever (akıllı);
2. Işaret sıfatları: this (bu); that (şu); these (bunlar); those (şunlar)
3. Uleştirme sıfatları: each (herbiri); every (her); either (-ikisinden-biri;
ya … ); neither (-ikisinden-hiçbiri; ne … )
4. Nicelik sıfatları: some (biraz, bir miktar); any (hiç -some’ın kullanılmadığı durumlarda); no (hiç-not any yerine); few (az-sayıda-); many
(çok -sayıda-); much (çok-miktarda); one (bir); twenty (yirmi)
5. Soru sıfatları: which (hangisi); what (ne); whose (kimin);
6. Iyelik sıfatları: my (benim); your (senin); his (onun-eril-); her (onun- dişil-); its (onun-cinssiz-); our (bizim); your (sizin); their (onların)
B (Isimle) Uyuşum
Ingilizcedc sıfatların, tekil ve çoğul, eril ve dişil isimlerle kullanılan tek
bir biçimi vardır :
a good boy (iyi bir oğlan); good boys (iyi oğlanlar); a good girl (iyi
bir kız); good girls (iyi kızlar)
Tek istisna, this ve that işaret sıfatlarıdır; bunlar çoğul isimlerden önce
these ve those olurlar:
this cat (bu kedi); these eats (bu kediler); that man (şu/o adam);
those men (şu/o adamlar)
14 Sıfatların yerleşimleri ve and’in kullanılışı
İngilizcede sıfatlar genellikle tamladıklan isimlerden önce gelirler:
a big town (büyük bir kent); a blue car (mavi bir otomobil); an interesting book (ilginç bir kitap)
Bir isimden önce kullanılan birden çok sıfat varsa, son iki sıfat, renk gösteren sıfat olmadıkça, birbirlerinden and’ ile ayrılmazlar :
a big, square box (büyük, kare biçiminde bir kutu); a tall young man :
(uzun boylu, genç adam); six yellow roses (altı -tarıe- sarı gül)
Buna karşılık :
a black and white cap.: siyah-beyaz bir kep; a red, white and blue flag: kırmızı-beyaz-mavi bir bayrak

Ancak nitelik sıfatları, be (-imek), seem, appear ve look (üçü de «görünmek») fiillerinden sonra gelebilir; bu durumda son iki sıfat arasına «and : ve» konur:
The house looked large and incovenient.: Ev büyük ve kullanışsız
görünüyordu.
The weather was cold, wet and windy.: Hava soğuk, yağışlı ve rüzgarlıydı.
Sıfatlarla yapılan karşılaştırmalar
A Sıfatların, karşılaştırma göstermek için üç aşaması’ vardır:
ı. Yalın: dark (karanlık), tall (uzun boylu), useful (yararlı)
2. üstünlük: darker (daha karanlık), taller (daha uzun boylu), more
useful (daha yararlı)
3. En üstünlük: the durkest (en karanlık), the tallest (en uzun boylu),
the most useful (en yararlı)
B Tek heceli sıfatılar üstünlük ve enüstünlük aşamalarını, yalın biçimlerine
-er ve-est ekleyerek oluştururlar:
bright (parlak) – brighter (daha parlak) – brightest (en parlak)
new (yeni – newer (daha yeni) -niewest (en yeni)
C üç ‘veya daha çok heceli sıfatlar üstünlük ve enüstünlük aşamalarını, yalın biçiminden önce more veya most koyarak oluştururlar:
interesting (ilginç) – more interesting (daha ilginç) – the most interesting
(en ilginç)
frightening (korku verici) – more frightening (daha korku verici) the most frightening (en çok korku verici)
D iki heceli sıfatlar, yukarıdaki kurallardan kah birine, kah ötekine uyarlar.
-ful veya -re ile biten sıfatlar genellikle more ve most alırlar:
doubtful (şüpheli, şüphe götürür) – more doubtful (daha şüpheli/şüphe götürür) – the most doubtful (en şüpheli/şüphe götürür)
careful (dikkatli) – more careful (daha dikkatli) – the most careful
(en dikkatli)
obscure . (karanlık, net olmayan, belirsiz, bulanık) – more obscure
(daha karanlık, vd.) – most obscure (en karanlık, vd.)
ar, y, Iy ile bitenler er ve est alırlar:
pretty (güzel), prettier (daha güzel), the prettiest (engüzel), holy (kut- sal), holier (daha kutsal), holiest (en’ kutsal), clever (akıllı), eleverer
(daha akıllı), the cleverest (en akıllı)
E Kuralsız karşılaştırmalar
good (iyi), better (daha iyi), the best (en iyi), bad (kötü), the worse
(daha kötü), worst (en kötü), little (az), less (dahil az), the least
(en az), many (çok), more (daha çok), the most (en çok), far (uzak, öte), further (daha öte), the furthest (en öte), farther (daha

uzak), the farthest (en uzak), old (yaşlı, eski),older (daha yaşlı, daha eski), the oldest (en yaşlı, en eski), elder (-yaşça- daha büyük),
the eldest (yaşça- en büyük)
elder ve eldest yaştan(yaşlılıktan/C.N.) çok büyüklük izlenimi uyandırır.
Bu sözcükler temel olarak aile içindeki karşılaştırmalarda kullanılır :
his eldest boy/girl/nephew (en büyük oğlu/kızı/yeğeni)
my elder brother/sister (ağabeyim/ablam)
Ancak elder, than’den önce kullanılamaz; bu dururnda older kullanılır :
He is older than i. (Benden büyüktür/yaşlıdır.) (Burada ekler kullanmak olanaksızdır.)
Enüstünlük aşamaları the’nın ardından getirilerek zamir olarak kullanılabilider :
Tom is the cleverest (boy in the class).: Tom (sınıfın) en zekisidir.
The e1dest was only eight years old.: En büyükleri daha sekiz yaşındaydı.
üstünlük aşamaları da buna benzer biçimde kullanılabilirler:
ıwant a strong rope. Which is the stronger of these two?
{Sağlam bir ip istiyorum. Bu ikisinden hangisi daha sağlam?
Fakat üstünlük aşamasının bu kullanılışı daha çok «edebi» kabul edilir.
Konuşma İngilizcesinde bu durumda daha çok enüstünlük aşaması kullanılır. Yani böyle bir durumda şöyle söylenir:
Which is the strongest (En güçlüsü hangisi?)
16 Karşılaştırma biçimleri ile yapılan kalıplar
A Sıfatın yalın biçimi ile (örneğin good, tall, clever, )
olumluda as ••••. as ( ….. kadar .. ‘ … ) ;
olumsuzda not as •.•• r as ( kadar değil) ,
not so ••.•• as ( kadar değil) kalıbı kurulur:
A boy of sixteen is often as tall.as his father. : Onaltısındaki bir oğlan genellikle babası kadar uzun boyludur (babası ile aynı boydadır).
Manslaughter is not so/as bad as murder.: İnsan kıyımı, cinayet kadar kötü değiL.
Your coffee is not so/as good as the coffee my mother makes.:
Senin kahven, annemin yaptığı kahve kadar iyi değiL.
ÇEVİRİCİNİN NOTU: Diğer örnekler:
He is aş strong as a horse.: At kadar güçlüdür o.
The boy was -as fat as an elephant.: Oğlan fil kadar şişmandı.
Things are not as/so bad as that.: işler o kadar -senin söylediğin kadar dakötü değiL
He is not as/so clever as i am.: Benim kad-ar akıllı değildir o.
B Sıfatın üstünlük aşaması ile than kullanırız :
The new tower blocks are much higher than the old buildings.
(Yeni, kule gibi binalar, eski binalardan çok daha yüksek.)
He makes fewer mistakes than you (do): (Senin yaptığından) daha

az hata yapıyor. (Buradaki, parantez içindeki do, «yapmak» anlamında değil, cümleyi kısaltmak için kullanılan yardımcı fiil olarak kullanılmaktadır

c üç ya da daha çok kişi/nesnenin karşılaştırılması, «the … in/of)) ile enüstünlük biçiminin kullanılması yoluyla ifade edilir:
This is the oldest theatre in London.: Bu. Londra’nın es eski tiyatrosudur,
in old folk tales the youngest of the family is always the most
successful.: Eski halk masallarda ailenin en genci, daima en başarılısıdır,

Bir sıfat cümleciği (ilgi cümleciği/Ç.N.) de kullanabiliriz. Bir geçmiş şimdi öncesi fiil yapısı (perfect tense) özellikle yararlı olabilir:
It is the least attractive of all the houses ı have seen.: O, şimdiye
dek gördüğüm evler içinde en az çekici olanı.
lt/This is the best beer (that) i have ever drunk.: O/Bu, şimdiye
dek içtiğim en iyi bira.
lt/This is the most ecciting book (that) i have ever rea: O/Bu,
şimdiye dek okuduğum en heyecanlı kitap.

lt/this was the worst film (that) he had ever seen: O/Bu, o zamana
dek gördüğü en kötü filmdi.
He is the kindest man i have ever met: Şimdiye dek gördüğüm en
iyi kalpli insan.
lt was the most worrying day he had ever spent s O zamana dek:
geçirmiş olduğu en kaygılı gündü.
Burada never değil, ever kullanıldığına dikkat ediniz. Ancak, aynı
düşünceyi, üstünlük halindeki bir sıfat ve never ile de ifade edebiliriz:
i have never drunk better beer: Daha iyi bir bira hiç içmedim.
i have never met a kinder man: Hiç bundan daha iyi kalpli bir
adam görmedim.
The olmadan, «You are most kind»,Yalnızca «You are very kind :’SOIl
derece iyi kalplısİn» demektir.
D Birbirine paralel artışlar, «the + üstünlük aşaması …. the + üstünlük
aşaması» kalıbı ile belirtilir (ne kadar •.. ise o kadar ••• ) :

HOUSE AGENT: Do you want a big house?
(KOMISYONCU : Büyük bir ev mi istiyorsunuz?).
WIFE Yes, the bigger the better,
(KADıN Evet, ne kadar büyük Olursa o denli iyi.)
HUSBAND i don’t agree. The smailer the house, the less it
will cost us to heat.
(KOCASı

Sana katılmıyorum. Ev ne denli küçük olursa,
onu ısıtmak bize o denli ucuza malolur.)

E Aşamalı artış ve azalma, and ile bağlanan, üstünlük aşamasındaki iki sıfatla belirtilir :
The weather is getting colder and colder.: Hava giderek soğuyor.
He became more and more interested.: Giderek daha çok ilgi gösterdi.
F Yapılan işlerin de karşılaştırması aynı biçimde yapılır:
Riding a horse is as easy as riding a bicycle.: Ata binmek bisiklete
binmek kadar kolay.

lt is nicer to go with .someone than to go alone.: Birisiyle gitmek.
yalnız gitmekten iyidir. ‘
G Karşılaştırma biçimlerinin diğer kullanılışları : .
You are as obstinate as mule.: Katır kadar inatçısın.
This one is the better of the two.: İkisinden bu daha iyi.
Chinchilla is more expensive than mink.: ÇinçhiIla, minkden daha
pahalı
Helen was the most beauaful woman in Greece.: Helen, Yunanistan’ın en güzel kadınıydı.
This is less suitable than the last house you showed me.: Bu, bana gösterdiğiniz evden daha az elverişli.
17 «THAN/AS + zamir + yardımcı»
Aynı fiiI than/as’den önce ve sonra kullanılırsa, ikinci fiiI için bir yardımcı fiil kullanırız:
He knew more than i did: Benim bildiğimden çok biliyordu.
i earn less than he does: Onun kazandığından daha az kazanıyorum.
Than veya AS’den sonra bir birinci veya üçüncü şahıs zamiri gelirse fiil
genellikle atılabilmektedir :
i AM not as old as you.: Senin kadar yaşlı değilim/Yaşim senin
kadar büyük değil.
He has more time than I/we (have). : Benden/bizden daha çok zamanı var.
Çok biçimsel lngilizcede T/we’yi tutarız, zira fiil belirtilmese de zamir,
fiilinin öznesi sayılmaktadır. Ancak normal lngilizcede me/us daha yaygındır:
He has more time than ME,.: Benden daha çok zamanı var.
They are richer than US.: Bizden daha zenginler.
(Bu kural, zarfları kullanarak karşılaştırmalar yapıldığı zaman da geçerlidir.)
İsim olarak kullanılan nitelik sıfatları
Good/bad(iyi/kötü), poor/rich(yoksul/varlıklı), healty/sick(sağlıklı
hasta), young/old (genç/yaşlı), living/dead (sağ/ölü) ve insan karakter
veya durumunu tösteren diğer sıfatlar, başlarına the alarak bir insan toplugunu gösterebiliIer. Bu ısimler bir insan grubunu temsil eder:
the poor = poor people (yoksullar/yoksul insanlar); the dead = dead
people (ölüler/ölü kimseler)
The poor are usuaUy generous to each other.: Yoksullar genellikle
birbirlerine karşı eli açık davranırlar.
After the battle they buried the dead.: Savaştan sonra ölüleri gömdüler.

Facebookta bizi beğenin.
Facebookta bizi beğenin.

Yararlı Diğer Kaynaklar:

Yazıya Yorum Yazın

DMCA.com